Gerçek doğamız gökyüzü gibidir. Bünyesindeki her şeye kucak açan bir alan, bir boşluk.  Gerçek doğamız resmin çizildiği boş bir kağıt gibidir. Tüm deneyimlerimizin, kimliklerimizin var olmasına izin veren bir alan. 

Zihnimizin sesi ne kadar sürekli ve baskın olursa olsun, o sesi bir radyo dinler gibi dinlediğimizde ya da bir film izler gibi izleyip kabul ettiğimizde, ötesinin farkına varırız; zihnimizin ötesindeki dinginliği, gerçek doğamızı, özümüzü keşfederiz.

Gerçek doğamız gökyüzü gibidir. Bünyesindeki her şeye kucak açan bir alan, bir boşluk. Diğer her şey; düşüncelerimiz, duygularımız ise gelip geçen bulutlar.

Gerçek doğamız resmin çizildiği boş bir kağıt gibidir. Tüm deneyimlerimizin, kimliklerimizin var olmasına izin veren bir alan. Diğer her şey o kağıda çizilen objeler, şekiller, renkler.

Düşüncelerimiz ve duygularımızı asıl varlığımızdan ayırt edememek ve onlarla bütünleşmiş olarak yaşamak farkına bile varmadığımız bir alışkanlık halini almıştır. Onlar pek tabi bizim çok değerli parçalarımızdır, ama bizim tamamımız değildir. Sadece onlar aracılığılı ile kendimizi tanımak eksik kalır. Tüm duygu, düşünce ve kimliklerimizi kabul edip kapsamak ve onlara alan açan derin ve geniş bir varlığımızın olduğunu farkına varmak asıl olandır.

Gerçek Doğamıza giden ana yol: An’da Olmak

Zihnimizin peşinde sürekli geleceğe koşmak yerine an’da basitçe varolalım. Her an’ı ve an’daki deneyime kucak açarak, o deneyimi onurlandırarak. Her hücremizdeki canlılığı, hayatı hissederek. Olana evet diyerek. Olanlara evet demek kişiyi dış etkilerden bağımsız hale getirir. Evet demek, an’ın olduğu gibi olmasına izin ver demektir. Evet demek o an’a tepki vermemeyi tercih eden bir varlığız demektir.

An’a evet dediğimizde sadece an’da olanın farkındalığını yaşamaz, aynı zamanda an ’ın altındaki dinginliği hissederiz, daha da ötesi o dinginliğin kendisi oluruz. O zaman düşünceler tarafından yönetilen bir oyuncu olmayız artık.

An’a evet dediğimizde daha derin bir boyut bizi kendine çeker. Düşüncesiz farkındalık yoluyla gerçek doğamızı keşfederiz. Düşüncesiz farkındalık durumunda olmak, dehanın kendiyle ilintili olmaktır, bilgiyle değil. Maharishi “tekamülünüz ve farkındalığınız düşüncenin yokluk derecesiyle ölçülür” sözüyle bunun ipuçlarını vermiş bizlere.

Gelin, an’a evet diyelim. Evette güç vardır, Hayatın gücü… An’a evet demek hayata evet demektir. İzin vermekte teslimiyet vardır. Teslimiyet zayıflık değildir. Onun içinde büyük bir güç vardır. Sadece teslim olmuş bir insan tepkisel olmayan, etkin bir eylem yapabilir.

İGV Bilgelik Okulu “Dinginliğin Sesi’ Eğitim Notlarından – Özlem Kaya, Nisan 2016

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here